31 Ekim 2015 - 09:14
Seçim Sonuçları Ve Erdoğan'ın İnadı

Seçim sonuçlarını şimdiden değerlendirebiliriz. Sandıklar açılmadan, oylar belli olmadan. Çünkü seçimlerde ne sonuç çıkarsa çıksın Türkiye’nin kaderinde belirleyici olan Erdoğan olacak.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Seçim sonuçlarını şimdiden değerlendirebiliriz. Sandıklar açılmadan, oylar belli olmadan. Çünkü seçimlerde ne sonuç çıkarsa çıksın Türkiye’nin kaderinde belirleyici olan Erdoğan olacak.

Eğer Erdoğan 7 Haziran’daki gibi koalisyona izin vermezse, kim ne oy alırsa alsın, Türkiye büyük bir istikrarsızlık denizinde yol almaya devam edecek.

Hatta AK Parti oyunu korur veya arttırırsa bu istikrarsızlık daha da artacak. Çünkü oyunu korumuş veya arttırmış ama tek başına iktidar olamayacak kadar oy almış bir AK Parti, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı daha çok hırslandırır ve bir seçim daha yapılırsa oyların bu kez değişebileceğine inandırır ve üçüncü seçim süreci başlar. Erdoğan’ın hoyratlaşan davranışlarında ise artış görülür.

Diyelim ki AK Parti tek başına iktidar olacak kadar milletvekilini kazandı. Örneğin % 44 oy aldı ve Hükümeti kurdu. Bu durumda da Türkiye’ye istikrar gelmez, tam aksine olaylar tırmanır. Buradaki ilk risk Erdoğan’a karşı adeta nefretle dolan muhalefetin ümitsizliğe kapılar çareyi sokakta aramasıdır.

AK Parti’nin tek başına iktidar olacak kadar milletvekili çıkarmasındaki diğer risk ise Erdoğan’ın artık engel tanımaması, yasaları, Anayasa’yı ve diğer temel ilkeleri hiçe sayarak Türkiye’yi herşeye ve herkese rağmen başkanlık sistemine götürme girişimidir. Böyle bir girişimin altında ekonomi de kalır, güvenlik de. Frensiz bir Erdoğan, Türkiye için felaket anlamına gelebilir.

MUHALEFETİN OYU ARTARSA

Seçimlerden muhalif partiler güçlenerek çıkarsa, yani koalisyon kaçınılmaz olur ise ancak Erdoğan yine aynı kalırsa yine ülkeyi seçimlere götürmek isteyecektir. Çünkü Erdoğan, 7 Haziran’dan sonra AK Parti’nin bir gün dahi olsa iktidarı bırakmasına tahammülü olmadığını, Meclis’in çalışmasını kaldıramayacağını kanıtladı. Nitekim o günden bugüne ne Meclis çalışabildi, ne de Hükümet kurulabildi?

Eğer muhalefet oyunu arttırabilirse, örneğin CHP birkaç puanlık artışla oyunu % 27-28 gibi bir seviyeye çıkarabilirse, MHP ise eski oyunu koruyup % 16 civarında kalabilirse bu iki partinin oy toplamı % 44’e çıkmaktadır. Yani iki muhalif partinin toplamı AK Parti’nin bugünkü oyunu geçmektedir. Bu da AK Partili bir koalisyonda dahi AK Parti’nin eskisi kadar güçlü olamayacağını, Meclis’e ise hakim olamayacağını gösterir. Buradan büyük bir olasılıkla ucu Saray’a kadar uzanacak davalar ve dosyalar çıkacaktır.

İşte, Erdoğan’ı en çok rahatsız eden de bu. Muhalefet 17/25 Aralık başta olmak üzere, ucu Erdoğan’a dokunabilecek dosyalardan vazgeçmiş olsa koalisyon kolayca kurulur. Aksi taktirde hükümeti kendisinin var olma sorunu olarak gören bir Erdoğan tüm Türkiye’nin önünü tıkar ve koalisyona izin vermez.

HDP MECLİS’E GİREMEZSE

Erdoğan’a ve AK Parti’ye en büyük darbeyi vuran HDP’nin Meclis’e girmesi, yani 4 partili bir meclisin kurulması oldu. AK Parti HDP yüzünden hem tek başına iktidarını kaybetti hem de kimyası inanılmayacak düzeyde bozuldu. AK Parti’nin HDP’ye duyduğu kızgınlık onu fevri davranışlara itti ve bu hatalar zinciri terörü azdırdı, ağır güvenlik sorunlarına neden oldu. HDP yeniden Meclis’e girmeyi başarırsa AK Parti’nin kızgınlığı devam edebilir. Ancak artık anlamaları gerekiyor, korkutarak, tüm suçu başka bir partiye atarak siyaset eskimiş bir Türk geleneğidir ve işe yaramadığı görülmüştür. Eğer AK Parti bu tarzı seçimlerden sonra devam ettirirse çözümsüzlük büyür ve siyasette kaos devam eder

HDP’nin Meclis’e girememesi halinde ise PKK-HDP dengesinde kazanan PKK olur. Daha doğrusu PKK-tarzı Kürtçü siyasete hâkim olur.

Anketlerin tamamına yakını şu anda HDP’yi % 12-14 bandında gösteriyor. Benim tahminim de HDP’nin baraj altında kalmayacağı, hatta oldukça üzerinde oy alacağı yönündedir. Ancak bir şekilde HDP % 10 barajının altında kalır ise özellikle Kürt seçmene bu sonucu kabul ettirebilmek zor olur. Seçimlere hile karıştığı iddiası PKK için sokaklarda şiddeti alevlendirmek için malzemeye dönüşür. Başka bir deyişle, PKK’yı cezalandırmak için HDP’yi bitirme düşüncesi aslında PKK’yı güçlendirmek olacaktır.

HDP-AK PARTİ KOALİSYONU MÜMKÜN MÜ?

Seçimlerden sonra AK Parti ile HDP arasında olası bir yakınlaşma ve koalisyon kurmaları ihtimali ise her zaman akılda tutulmalıdır.

Erdoğan’ın başını ağrıtabilecek dosyaları rafa kaldırabilen bir HDP’ye AK Parti koalisyon kapıları kolayca açılır.

Ancak bunun bedeli ağır olabilir ve o koalisyon Kürt Sorunu’nda kontrolsüz pazarlıklara yol açabilir.

İSTİKRAR İSTİYORSAK ERDOĞAN DEĞİŞMEK ZORUNDA

Başka bir deyişle, Erdoğan değişmeyecekse, aynı davranışlarını sürdürecekse Türkiye’de istikrarlı günler beklemek aşırı iyimserlik olur. Eğer Erdoğan değişir ise her türlü koalisyon ihtimali Türkiye’yi rahatlatır ve kutuplaşmada yumuşama olur.

Benim Türkiye’nin şu anki şartlarında ideal bulduğum sonuç ise AK Parti’nin en az 1 yıl dinlenmesidir, fabrika ayarlarına dönmesidir. Bu süre 2, yıl hatta 4 yıl bile olabilir. Sonrasında kendisini yenilemiş bir AK Parti daha güçlü bir şekilde dönebilir. Ancak Saray bu formüle de katılmıyor. Erdoğan ve çevresine göre halk 7 Haziran’da hata yaptı ve bu hatasını ona göstermek gerekiyor. 1 Kasım’da halk yine hata yaparsa Saray’a göre yeni bir seçim daha yapmak gerekecektir. Ancak Türkiye bunu ne kadar kaldırır derseniz, orada ciddi endişelerim var.

SEDAT LAÇİNER